Paragrafların birbiriyle ilişkilerinin “suçüstü” sü


Balkondan evin ön bahçesindeki yaban ziyaretçilerimiz

 

Seyahatler önce 5. sonra 6. STENT ve bir miktar balon operasyonu ihtiyacı nedeni ile ertelenince Karatavuk, Ağaçkakan, Sincap ve Yaban Tavşanlarının , müdavim listesinde ki yoklamayı aksatmadıklarını görmek tekrar mümkün oldu ve doğrusu bunun şahidi olmak da çok rahatlatıcı idi.  

                            “we do not see things as they are,we see things as we are”

          “Gördüklerimiz,  oldukları gibi değil,görmek istediğimiz gibidirler” Anais İNN

***

"Hiçbir şey bizi korkudan, tehdit edilme kesinliğinden daha fazla inandıramaz. Kendimizi kurban gibi hissettiğimizde, tüm eylemlerimiz ve inançlarımız, ne kadar şüpheli olursa olsun, meşrulaştırılır. Rakiplerimiz veya sadece komşularımız, bizimle ortak zemin paylaşmayı bırakır ve düşmanlarımız olurlar. Saldırgan olmayı bırakır ve savunucular oluruz. Bizi motive eden kıskançlık, açgözlülük veya kızgınlık kutsallaşır, çünkü kendimize kendimizi savunduğumuzu söyleriz. Kötülük, tehdit - bunlar her zaman diğerinin koruması altındadır. Tutkuyla inanmanın ilk adımı korkudur. Kimliğimizi, hayatımızı, statümüzü, inançlarımızı kaybetme korkusu. Korku baruttur ve nefret fitildir. Dogma, son bileşen, sadece yakılmış bir kibrittir."

"Tanınabilir bir yüze sahip ve bizi rahatsız eden her şey için suçlayabileceğimiz birinden nefret etmek çok daha kolaydır. Bireysel bir karakter olmak zorunda değil. “Bir ulus, bir ırk,” bir grup... her şey olabilir."

Birisiyle akıl yoluyla edinmediği inançlar ve fikirler hakkında rasyonel bir diyaloğa girmek imkansızdır” 

Birkaç istisna dışında her organize dinin temel direği, kadınların grupta boyun eğdirilmesi, bastırılması, hatta iptal edilmesidir. Kadın, asla otorite veya bağımsızlık değil, eterik (1), pasif ve anaç bir varlık rolünü kabul etmelidir, aksi takdirde sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Sembolizmde onurlu bir yeri olabilir, ancak hiyerarşide değil. Din ve savaş erkek uğraşlarıdır. Ve her neyse, kadın bazen kendi boyun eğdirilmesinin suç ortağı haline gelir.” Carlos Ruiz Zafon “Angel’ Game" /” Şeytanın oyunu"

(1)"Eterik" kelimesi, genellikle ruhani, ince, hafif, soyut veya fiziksel olmayan anlamlara gelmekte. Farklı bağlamlarda farklı anlamlar da kazanabilir. Örneğin, "eterik yağ" terimi, bitkilerden elde edilen ve yoğun kokusu olan yağlar için kullanılırken, "eterik beden" terimi, parapsikoloji ve okültizmde fiziksel bedenin hemen üzerinde bulunan enerji bedenini ifade etmekte.

***

“Vaktiyle 'Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?' diyen Aysun Kayacı’yı hatırlayan ?

Bakınız, Platon, Devlet kitabında 2365 yıl önce şu tespiti yapmış;

Demokrasi eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle Demokrasiye geçilirse Oligarşi  olur.Devam edilirse Demagoglar türer. Demagoglardan da Diktatörler çıkar. Demokrasi Diktatörlüğe dönüşür. Halkın idareciyi seçebilmesi için iyi eğitim alması şarttır.” Platon, M.Ö. 340 (Eflatun)

Bruce Willis'in bu meşhur sözü de var:
"Women who believe in a religion that says women are half-wits are really half-wits..."/"Kadınların yarım akıllı olduğunu söyleyen bir dine inanan kadınlar, gerçekten yarım akıllıdır..."

***
Muharrem İnce'nin 12 yıl önce TBMM sinde ki konuşması
https://x.com/Atasoner____/status/1944088620819750989

 ***
Mine G. Kırıkkanat dan bir tweet;
Ne mi olacak ? Atatürk’ün arkasından nasıl seksen yıldır ağlıyorsak, laik Türkiye Cumhuriyeti’in ardından da öyle ağlayacağız... çünkü yurttaş olamadık, tebaa kaldık, hep birileri çıkıp bizim yerimize mücadele etsin, kurtarsın diye bekledik. Klavye başındayız. Bekliyoruz.
 
***

Prof Özgür DEMİRTAŞ dan Tweet;
Komünistler ve Sosyalistler bir çok açıdan Fundamentalistlere benziyor. Ekonomi bilgileri okudukları 3-5 İdeolojik Manifestodan ibaret. Matematik SIFIR. Algoritma SIFIR. Optimizasyon SIFIR….. Birbirlerine benzerler çünkü DOGMATİKLER. İnançlarını KANIT olarak sunuyorlar… Yanlış anlamayın: Sosyalistlerin “SOSYAL” konular hakkındaki Özgürlükçü duruşu ile AYNI noktadayım. Ancak Ekonomik Görüş olarak çok farklı noktadayız. Gelin Anlatayım: 

ŞU TWİTTEKİ LAFA BAKIN: Komünistlerin bu lafları o kadar gerilerde kaldı ki. Farkında bile değiller EMEK denen şeyin bitmek üzere olduğunun. O lafın doğrusu: “Vatan için öldüğünü sanırsın, siyasetçiler için ölürsün” 

Sanayici dediğiniz kişi KARANLIK fabrikalarda Yapay Zeka Yüklü Humanoid robotlar ile İŞÇİ çalıştırmadan üretim yapacak. Daha bunun bile farkında değiller. Bunu kabul etseler bu sefer işçiler işsiz kalırsa kim o Sanayicilerin ürettiğini alacak diyorlar Daha Dünya’daki tüketimin ÇOK BÜYÜK çoğunluğunun zenginler tarafından yapıldığının bile farkında değiller. Daha UNIVERSAL BASIC INCOME ne demek, Vatandaşlık Parası nasıl çalışacak onu bile bilmiyorlar. 

İki ezberleri var: 
1) Emek yoksa üretim Yok! (AMA VAR kardeşim var, yapay zeka tüm alt iş gruplarını yok edecek!) 
2) Emeğin olmayacağını zorla da olsa kabul ettiklerinde bu sefer de: İşçiler tüketmezse ne olur diyorlar ( Tüketimin parasal olarak çoğunluğunun kimin tarafından yapıldığının farkında değiller) 
Komünist ve Sosyalistlerin bu aşağıdaki twitte: siyasetçiler yerine oraya kelime olarak sanayicileri oturtmasının sebebi de kendilerinin de siyasetçi olması ve kendilerini idealize etmeleri… 
İnsanlar EŞİT değildir. Kimi daha Çalışkandır, Kimi daha Zekidir, Kimi daha Akıllıdır… Önemli olan insanların tümden eşitliği değil FIRSAT eşitliğidir. 
Yani anlayacağınız: Al Komünisti Vur Faşiste…

***

IQ'su 86 olan ünlü goril Koko 46 yaşında hayatını kaybetti. 2000 İngilizce kelime anlıyor, İşaret dili ile insanlarla anlaşıyordu.  http://p.dw.com/p/304oy.Jun 23, 2018

Orangutanların IQ ortalaması 70 ila 90 arasındadır.

***
MUTANT MESAJI, Marlo MORGAN (Aborjinler) den alıntılar;

Kayalık bir çatlaktan su aldığımızda, oraya nasıl yaklaşacağımı öğrendim, böylece onu insan kokumla kirletmeyecek ve hayvanları korkutmayacaktım. Sonuçta bu da onların suyuydu. Hayvanların da insanlar kadar buna hakkı vardı.”

“Her şey anlaşılmak yerine hoş olmayan şeyler ortadan kaldırılırsa insanlar var olamaz. Sinekler geldiğinde teslim oluruz.

“Yollarınızı anlamıyor, kabul etmiyor veya onaylamıyoruz, ancak yargılamıyoruz. Pozisyonunuza saygı duyuyoruz.

Bir insanı öldürmek, ister koruma, ister intikam, ister kolaylık veya yiyecek için olsun, hepsi aynıdır. Başka birini öldürmemek, Gerçek İnsanları (Aborjinleri) mutasyona uğramış insan yaratıklarından ayıran şeydir.
Savaşta ahlak yoktur. Ancak yamyamlar bir günde yiyebileceklerinden daha fazlasını asla öldürmezler. Sizin savaşlarınızda binlercesi birkaç dakika içinde öldürülüyor.
 
"Mutantların birçok inancı vardır; senin yolun benim yolumdan farklı, senin kurtarıcın benim kurtarıcım değil, senin sonsuzluğun benim sonsuzluğum değil derler. Ama gerçek şu ki, tüm yaşam tek bir yaşamdır. Devam eden tek bir oyun vardır. Tek bir ırk, birçok farklı ton vardır. Mutantlar tanrının adını, hangi binayı, hangi günü, hangi ritüeli tartışırlar. Dünyaya geldi mi? Hikayeleri ne anlama geliyor? Gerçek gerçektir. Birini incitirsen kendine zarar verirsin. "Birine yardım edersen, kendine yardım edersin." Kan ve kemik bütün insanlarda vardır. "Farklı olan kalp ve niyettir."

"Onlara bir oyun gösterebileceğimi ve hepimizin bir sıra halinde dizilerek olabildiğince hızlı koşmamızı önerdiğimi söyledim. En hızlı koşan kazanacaktı. İnsanlar güzel, büyük, koyu gözleriyle bana dikkatle baktılar, sonra birbirlerine baktılar. Sonunda biri, "Ama bir kişi kazanırsa, herkes kaybediyor demektir," dedi. Bu eğlenceli mi?  Neden birini böyle bir deneyime maruz bırakıp sonra da onu gerçekten kazanan olduğuna ikna etmeye çalışıyorsunuz? Bu geleneği anlamak zor. Bu sizin halkınız için işe yarıyor mu? Gülümsedim ve "hayır" dedimMUTANT MESAJI, Marlo MORGAN (Aborjinler)

NOT;Aborjinler  kendileri dışındaki insanları "mutant" mutasyona(değişime) uğramış insanlar, kendilerini ise "gerçek insanlarolarak tanımlamakta,.
Bu arada, Avustralyalı Aborjinlerin yaşam süresi, diğer Avustralyalılarla karşılaştırıldığında daha düşüktür. Erkekler için ortalama yaşam süresi 59.4 yıl iken, diğer Avustralyalı erkeklerde bu süre 76 yıl 6 aydır. Aborjin kadınları için ise ortalama yaşam süresi 64 yıl 8 ay olarak belirtilmiştir. 
Bu farkın nedenleri arasında, sosyoekonomik faktörler, sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler ve yaşam tarzı farklılıkları yer almaktadır. 
Aborjinler, Avustralya'nın yerli halkıdır ve tarihsel olarak zorlu yaşam koşullarıyla mücadele etmişlerdir. Günümüzde de bu zorluklar devam etmekte ve yaşam sürelerini etkilemektedir.

***

Fatma Sibel Yüksek den bir TWEET ;
Kendisini satmayan, güçlülere boyun eğmeyen yazara  gazeteciye sağken selam bile vermeyip aç ve yanlız bırakan bir toplum , cenazeye yığdığı kalabalığı başına çalsın. Ben ölürsem tabutumun üstüne “HEPİNİZİN AKM!  Diye bir yazı asılmasını vasiyet ediyorum.”

Toplumu, (halk değil, bir topluluğu, kalabalığı) anlatan  özet !
Ve Aynı Yazarın  geçmişte en bilinen yazısı; (kendisini yanlış algılayanlar için!)

Seni Bu Yamyam Kibirin Bitirecek - Fatma Sibel Yüksek
Bilboardlardaki resimlerine baktım; güya '"kudretli'" görünesin diye en çılgın bakışlı fotoğraflarını seçmişler. Kontrolsüz bir adrenalin ile geldiği yeri hazmedemeyişi harmanlayan deli bakışları.Ne yapsan olmuyor. Kültürsüzlüğün, görgüsüzlüğün, basitliğin, açlığın her şeyin önüne geçiyor. Sadece çalma, çırpmaya, vebal almaya işleyen kıt aklın bile durup durup sana '"Saygı görmüyorsun, sende bir şeyler eksik'" diye fısıldıyor. Bu fısıltıyı duydukça iyice kontrolden çıkıyorsun. '"Bana saygı duyun, önümde eğilin. Eteklerimi öpün'" diye tepiniyorsun ama olmuyor. Olmuyor işte. En yakınındakiler bile senin iflah olmaz kifayetsizliğine, insanlıktan çıkmış öfkene, Allah'a şirk koşma noktasına gelmiş kibrine dayanamıyorlar. En uyanıklar ile kullanım tarihinin tamamen sona gelmesini bekleyenler kaldı sadece çevrende. Bir de bir delinin gölgesi ardında kirli oyunlarını yürütenler. Boşsun, bomboşsun. Bir genelev fedaisi kadar ruhsuz ve hoyratsın. Kabadayılığın da hikâye, dobralığında yalan, '"delikanlılığın'" da naylon. Hak, hakkaniyet, adalet, merhamet gibi kavramlar kapından bile geçmemiş. Alım-satım ustalığından, ticari uyanıklıktan dem vurarak örtmeye çalışıyorsun bu büyük eksikliğin üzerini. Sahi kimsin sen? Hep aynı yerden servis edilen üç adet gençlik, çocukluk ve askerlik fotoğrafından başka neden görüntün yok senin? Hangi okulları bitirdin, kimlerle aynı sıralarda oturdun? İlkokul öğretmenin kim? Neden bir kişi bile çıkıp seninle ilgili bir tek anısını anlatmıyor? Seda Sayan'ın bile mahalle yıllarından bir fotoğraf çıkıp geliyor da, senin geçmişin neden bu kadar sis perdelerinin ardında gizli? '"Olmayan'" biri misin yoksa sen; laboratuarda mı imal edildin? Hangi merkezlerde programlandı hastalıklı beynin? Bütün değerlerden neden bu kadar yoksunsun; en kutsal kavramların içini boşaltmada nasıl bu kadar maharetlisin? Hurafe, iftira, şirret ve cehaletten beslenen dilin; hırstan ve doymamışlıktan ibaret kişiliğin, bir ağaç kovuğundan başka hiçbir şey olmayan fani bedeninle tarihin onurlu sayfalarında yer almaya soyunma cesaretini nereden buldun. Duyduk ki şimdi de '"padişahçılık'" oynuyormuşsun. Şah oldun, sıra şahbaz olmaya geldi. Her mevki ve makamı tattın, geriye '"padişahlık'" kaldı öyle mi? Senin montaj ürünü kimlik ve bedeninden kuşkusuz bir Fatih, bir Yavuz, bir Kanuni olmaz ama Deli İbrahim-Vahdettin karışımı bir kukla, pekâlâ olabilir. Seni bütün bu defolarınla sahnede tutanların işine fazlasıyla yarar böyle acınası bir bez bebek. Esiyorsun, gürlüyorsun, tepiniyorsun. Pazarcı gibi tiz çığlıklar atıyorsun. Deli bakışlarını devire devire, boyun damarlarını şişire şişire höykürüyorsun. İyi de sen ne istiyorsun? Karun oldun. Çocukların ülkedeki simit tablalarından bile haraç alıyor, gudubet karın ipek kumaşlara, paha biçilmez mücevherlere büründü. Şakşakçıların ceylan derisi koltuklarda basen büyütüyor. Bu kadarı da olmaz ki diyen kim varsa işinden aşından ettin, zindanlara attın, ailelerini açlığa mahkûm ettin. Gencecik üniversite mezunları işsizlikten intihar ediyor. Doktorlar, öğretmenler, polisler, subaylar açlık sınırında yaşıyor; emekliler pazarlardan sebze artığı topluyor. Şehit katilleri Meclis'te suratımıza çemkiriyor. Sen hâlâ üstündeki pahalı elbiselerin, özel yapım som altın kol saatin, ipek kravatınla karşımıza geçip kusuyorsun da kusuyorsun. Kime bu kinin? Nereye doğru gittiğini bir gün olsun düşündün mü? Olmayan vicdanınla bir gün olsun kendine '"Acaba biraz ileri mi gidiyorum'" diye sordun mu? İtikadın da yalan biliyoruz. Ama bir gün olsun '"Ya hesap günü varsa'" diye endişelendiğin oldu mu? Evet var. Hesap günü var. Ve sanki bu saldırganlığın, bu doymazlığın, tamah etmez azmışlığın, O hesap gününü biraz daha yaklaştırıyor. Artık Allah'ın gözüne batıyorsun birader! Fazla parazit yapıyorsun, ortalığı hacminden fazla kirletiyorsun. Elde ettiklerinle şükür etmeyi, biraz da başkalarını düşünmeyi başaramadın. Böyle bir kapasiten yok çünkü. Dünyaya yemeye, içmeye, dışkılamaya, kin ve nefret aşılamaya gelmişlerdensin. Üste bir de kibir yapıyorsun, işte bu hiç çekilmiyor... Senin sonunu da bu yamyam kibrin getirecek…”  Fatma Sibel Yüksek

***
 
AKP'li Mehmet Metiner: “Recep Tayyip Erdoğan hükümetin sahibidir. Ama anayasa öyle demiyormuş. Sevsinler sizin anayasanızı. Paramparça edeceğiz!

***
 
Tweet, Tweet Kraathanesi’nden;
"AKP;
Yalan söylüyor mu? Evet
İftira atıyor mu? Evet
Yolsuzluk yapıyor mu? Evet
Soru çalıyor mu? Evet
Dini kullanıyor mu? Evet
Takıyye yapıyor mu? Evet
İhanet ediyor mu? Evet
Kumpas kuruyor mu? Evet
Ayrıştırıyor mu? Evet
Allah'a inanıyor mu?
(Büyük konuşmayayım, bence inanmıyor. İnansa Allah'tan korkar)"

***
Bir tweet yine;
Ecevit Döneminde Batan veya TMSF’ye Devredilen Bankalar
1. İnterbank
2. Türk Ticaret Bankası 
3. Egebank 
4. Yurtbank 
5. Yaşarbank 
6. Bank Kapital 
7. Ulusal Bank 
8. Bank Ekspres 
9. Esbank 
10. Etibank 
11. Sümerbank
12. Pamukbank 
13. Demirbank 
14. İktisat Bankası 
15. Sitebank 
16. Kentbank 
17. Bayındır Bank 
18. Tarişbank 
19. Toprakbank 
20. EGS Bank 
21. İmar Bankası"

Bu tweet sahibi gibilerin çoğunlukta olduğu ülkede ancak "çabalama kaptan ben gidemem" durumu mevcuttut.Görmek lazım !

***

https://x.com/totemcihaluk/status/1945893386608615425?t=Yt9GHqQDSWEdi2Bw3UYZYg&s=08


***

Ṣikayetler,ṣikayetler,ṣikayetler.(2)
İyi de, Atı alan, Trene bakarken,Üsküdara geçeli çok yıllar oldu.Bu ṣikayetlerin nedenlerine "gık" etme cesareti göstermeyenler ağlamaya devam ederek  ne elde edebilirler ki?
Ya da bir kiṣinin "kurtardığı" bir memleket ūzerinde yasayanlar kurtarılmıṣlığı hak etmiṣler midir ?

Ayrıca, 25 yıl önce olması gerekeni, ṣimdi dile getiren, topluma "uyan!" ikazı yapanlar bilmelidirler ki; 
a) Olmayan duaya amin demenin, geçen 25 yıl da uğranılan tahribatın, asla tazmin
       edilemeyecek oluşunun farkında olmayarak, kaybolmuṣ bunca hayatlar içinde
       de,gereğini yapmayan,
 b) Atı alanın Üsküdara geçmesine Göz yumarak, sessiz kalanlar, 
      ASLİ SUÇLUDURLAR.  Beyhude yere kimse ağlaṣmasın !

(2) (Ben onlara mırın-kırın cılar diyorum.Zira şikayete gelince varlar ama gereğini yapmakta isteksizler !)

***
Bilindiği gibi, Yeryüzü, kendilerini yarattığını düşündüklerinin gönderdiğini varsaydığı Peygamberlere ve beraberindeki kutsal olarak tanımladıkları metin ihtivasını, genellikle okuyamayan, anlayamayan,”mış" sanan ve kendi “mış" ları diğerlerinden farklı olduğu için birbirlerinin gözünü oyan, yaşarken kadın pazarlayanları tu-kaka edip PEZEVENK  suçlaması ile itham ederken CENNET de Huri vaadinde bulunabilen  İNANÇ tacirleri ile dolu.
Burada asıl konu bahis konusu İNANÇ tacirleri değil. Bu tacirlere inananlardır.

Diğer yandan;
Yeryüzünde yaratılmışlığının diğer yaratılmışlıklardan ayrıcalıklı olması gerektiğine inanan ve “Hep bana,Rabbena”cı larımız da bol miktarda mevcut!
Onlar kendilerini Milliyetçi ve benzeri yelpazede tanımlamaktalar.

Oysa sadece doğru ve adil olanı yapmaktan imtina ederek, kendi inandıkları yanlış ile dahi tenakuza düşen bu insanların daha iyiyi, daha doğruyu ne hak etmeleri, ne de talep etmeleri ve de tabiatı ile elde etmeleri asla mümkün olmayacaktır. 

Ne var ki, bunun idraki de IQ 86.8 in üzerine çıkabilmiş olmayı gerektirmekte..

Bana gelince;
IRK kavramının, insanları kategorize etmenin, bir toplumu diğerine üstün addetmenin, kitabımda hiç bir yeri yok !
Kültür farkı, EYVALLAH. 
IRK ? 
O senin IQ ile ilişkili kardeş 

Son söz;

                          Seçimi felaket yönün de yapanlar “demokrasi tramvayı"na binmiş, 
                                                    DEMOKRATİK haklarını kullananlardır.
         Yapçek bi şey yok  🤣

***
           Görüldüğü gibi paragraflar birbirleri ile dans ediyor. 
  😜
   👋

< >