Bavyera

Bavyera (resmi adı Özgür Bavyera Devleti ), Almanya'nın güneydoğusunda ki, ülkenin  en büyük eyaleti. Doğuda Çekya, güney ve güneybatıda Avusturya ile sınırdaş.

Bavyera'yı kuzey ve güneye ayıran Tuna nehri boyunca Franken Jura'sının kireçtaşlı dağları mevcut olup doğuda Çekya sınırında Bohemya Ormanı (Böhmerwald), kuzeyinde ise Franken Ormanı (Frankenwald) bulunmakta. Tuna nehrinin güneyi, bir plato olup daha da güneyde ise Bavyera Alpleri uzanıyor.
 
Alpler'in Bavyera bölümü 1.000 m'yi geçen ormanlık tepelerden oluşmakta. Bu tepelerin arkasında (batıda Allgau Alpleri,doğuda Berchtesgaden Alpleri) yükselmekte. 
Bavyera Alpleri'nin en yüksek noktası Wetterstein Dağları'ndaki Zugspitze'dir (2.962 m). 
Zugspitze aynı zamanda Federal Almanya'nın da en yüksek noktası !
Ve bu defa hedef Zugspitze ve civarı  😃
Ancak, önce her zamanki gibi bir miktar iç nefeslenme !
***
Yıllar önce çok beğendiğim Anonim bir söz duymuştum;
Doğrular üzerinden söylenen yalanlar tevil edilemez"

Bu laf’ın en iyi örneği için Din ve Bilim kavramlarını kullanabiliriz.
Bilindiği gibi Din kavramı salt inanç üzerine kuruludur. 
Argümanının en güçlü noktası “kendimizi yaratmış olmadığımıza göre bizi bir yaratanın olduğu” savı dır ve bunun aksini savunabilecek güçte bir yaratılış tezi “henüz” mevcut değildir!

Zaman zaman aksine iddialar mevcut olsa da inandırma kullanılarak insanları yalanlar ile etkileme pratiği salt inanç'a dayalı oluşları nedeni ile, Teoloji dünyasında  oldukça ve özellikle de İslam dini açısından son derece  yaygın uygulamadır. 
Bu pratiği kullananlar “din adamı" olarak tanımlanırlar.

Bilim ise şöyle tarif edilir; “Nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür.” Bu insanlar, kanıtlanabilir gerçeklikler ortaya koyarlar ve  “bilim insanı " olarak tanımlanırlar.

Sanılanın aksine; Bilim insanları da “doğrular üzerinden yalanlar” söyleyebilirler zira uğraşılarının adı “bilim" olsa da aynen din adamları gibi onlar da insandırlar
Özet ile, uğraşılarının  adının bizi yanıltma olasılığı çok mümkün dür.

Ve bu  nedenle, bilmemiz gereken, bilimin sonuç ta hep “doğruyu” göstereceği ama uğraşısı bilim olanın “insan" olduğu ve bilimin doğrularını kullanarak üzerine yalanlar inşa edebileceğini, “bu yalanların da aksinin iddia edilemeyeceği probleminin” farkında olunması gerektiğidir.

Özet ile; her iki pratiği "insan" dan sıyırdığınız da, bir eliniz de hurafelere dayalı ve dayatmacı bir olgu diğerinde ise somut'a dayalı yadsınamaz bir gerçeklik kalacaktır.
***
Bir de şu kavram kargaşası ve kullanım komiklikleri var.

Örneğin "Küreselcilik" gibi. Adam kötülemek ve aşağılamak için kullanıyor bu kelimeyi.
Oysa çok daha basit, kolay anlamlı ve doğru nitelemeler mevcut; hırsız ya da soyguncu ya da üç kağıtçı vs gibi.

Zira baktığımız da, küreselcilik tarifi şu; "uzak ile yakın mekanlar arasındaki mesafe gözardı edilerek, ülkelerin ve insanların birbirine yakınlaşması ve birbirleri ile ekonomik ve sosyal etkileşim halinde bulunmaları"
Bunun nesi yanlış ?
Dünyanın herhangi bir yerinde deprem felaketine diğer ülelerin yardıma koşması örneğin kavram olarak bir küreselcilik değil mi ? Ve bu yanlış mı ? 
Ama deprem yardımlarını cukka edin bir uygulama herhangi bir kavramdan bağımsız olarak düpedüz hırsızlıktır ! Dünyanın neresinde olursa olsun !
 
Ve şu soruyu da kendimize bir sorsak mı acaba ? "Ben ayrıcalıklı mı yaratıldım?"
Dünyanın hangi köşesi salt falanca topluluğa ait olabilir ? Yağmur ormanlarında ki iklim değişikliği kilometrelerce uzaktaki bir başka coğrafyayı etkilemiyor mu ? ... vs... 

"Olsun, ben kavramı  böyle kullanmayı seçtim" deme hakkın var mı bir düşün istersen.

Zira, seçim bizim elbette, ne varki, tüm seçkiler diğer seçicilerin de halini ve geleceğini tayin  ediyor!  Zira TERRA (Dünya) herkese ait ortak bir planet ! Ve de tam da bu nedenle KÜRESEL !

Yine de yapılamamış ya da geç yapılmış doğru seçimler muhatabları için hak ediştir ve "sür eşeği Niğdeye" o zaman !

Bu kadar “inci” sonrası, “sosyal medya" ya zıplayıp, oradan buraya örnekler taşımak istesem de, bir “ucube medyalaşmanın” süre geldiği zeminin ibresinin, aslın da insan kişiliği konusundaki  değerler açısından ne denli yerler de sürünür olduğunu  göstermesinin  ürkütücülüğü  nedeniyle vaz geçtim. 

O nedenle biz e iyisi planlanan durumu kısaca görüntüleyelim; 👇
                                            HEDEF ; ZUGSPİTZE
                                           Almanyanın en yükse dağı !
 

Oradan aşağı bakmak oldukça keyifli olacak umudu ile,


Haydi bakalım 👉

 
< >